
Günümüzde internete bağlanan cihazların sayısının hızla artması, mevcut IPv4 adreslerinin yetersiz kalmasına neden olmuştur. IPv4, 32 bitlik adres yapısıyla yaklaşık 4,3 milyar farklı IP adresi sağlayabilmektedir. Ancak bilgisayarlar, akıllı telefonlar, sunucular, IoT cihazları ve diğer ağ cihazlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu adres alanı günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır.
Bu soruna çözüm olarak Network Address Translation (NAT), Port Address Translation (PAT) ve Carrier-Grade Network Address Translation (CGNAT) gibi teknikler kullanılmaya başlanmıştır. Bu teknolojiler, birden fazla cihazın tek bir veya sınırlı sayıdaki genel IP adresini paylaşmasına olanak sağlayarak IPv4 adreslerinin daha verimli kullanılmasını sağlamıştır.
Ancak NAT ve benzeri teknolojiler IPv4 adres kıtlığına yönelik temel ve kalıcı bir çözüm değildir. NAT kullanımı, özellikle ağların birden fazla NAT katmanından geçtiği senaryolarda ağ karmaşıklığını artırabilir ve uçtan uca bağlantı modelini bozabilir. Bunun yanında CGNAT gibi yapılarda aynı genel IP adresinin çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılması, bağlantıların geriye dönük olarak hangi kullanıcıya ait olduğunun belirlenebilmesi için ek kayıt ve loglama mekanizmalarını gerekli hale getirebilir. Bu durum, özellikle servis sağlayıcılar açısından ciddi miktarda log verisinin yönetilmesini gerektirebilir.
IPv4 adreslerinin sınırlı adres alanı ve NAT gibi çözümlerin getirdiği ek karmaşıklıklar göz önünde bulundurulduğunda, daha geniş bir adres alanına sahip yeni nesil bir Internet Protokolüne ihtiyaç duyulmuştur. Bu doğrultuda 1990’lı yıllarda IPv6’nın geliştirilmesine başlanmıştır.
IPv6, IPv4’ün adresleme kapasitesini ve bazı teknik kısıtlamalarını aşmak amacıyla geliştirilmiş yeni nesil Internet Protokolüdür. IPv6, 128 bitlik adres yapısı sayesinde yaklaşık 3,4 × 10³⁸, yani tam olarak 340.282.366.920.938.463.374.607.431.768.211.456 farklı IP adresi sunmaktadır.
Bu devasa adres alanı sayesinde internete bağlanan cihazlara çok daha geniş ölçekte benzersiz global IP adresleri atanabilmesi mümkün hale gelmektedir. Böylece IPv4 dünyasında yaygın olarak kullanılan NAT, PAT ve CGNAT gibi adres paylaşım mekanizmalarına olan ihtiyaç büyük ölçüde ortadan kaldırılabilir.
Ancak IPv6 protokolü, IPv4’e kıyasla birçok avantaj sunmasına rağmen son kullanıcıların, kurumların ve servis sağlayıcıların IPv6’ya geçiş süreci henüz tamamen tamamlanmış değildir. Bunun arkasında mevcut IPv4 altyapılarının yaygınlığı, donanım ve yazılım uyumluluğu, geçiş maliyetleri ve teknik gereksinimler gibi birçok farklı neden bulunmaktadır.
Bununla birlikte IPv6’nın yaygınlaştırılması ve geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla hem kamu hem de özel sektörde çeşitli çalışmalar yürütülmektedir.
IPv4’ten IPv6’ya geçiş ise tek seferde gerçekleştirilebilecek basit bir işlem değildir. Mevcut IPv4 altyapısının tamamen değiştirilmesi yerine, IPv4 ve IPv6’nın bir arada çalışmasını veya IPv6 trafiğinin IPv4 altyapıları üzerinden taşınmasını sağlayan çeşitli geçiş mekanizmaları geliştirilmiştir.
IPv4’ten IPv6’ya geçiş sürecinde kullanılan başlıca teknikler aşağıdaki gibidir:
Dual-Stack Ağ Topolojileri
Dual-Stack, bir ağ üzerinde IPv4 ve IPv6 protokollerinin aynı anda kullanılmasını sağlayan geçiş yöntemidir. Bu yöntemde ağdaki cihazlar hem IPv4 hem de IPv6 adreslerine sahip olabilir ve her iki protokol üzerinden de iletişim gerçekleştirebilir.
Örneğin bir kullanıcı yalnızca IPv4 üzerinden erişilebilen bir kaynağa bağlanmak istediğinde IPv4 adresini kullanırken, IPv6 üzerinden erişilebilen bir kaynağa bağlanmak istediğinde IPv6 adresini kullanabilir. Böylece IPv4 ve IPv6 ağları aynı altyapı üzerinde paralel olarak çalışmaya devam eder.
Dual-Stack yöntemi, IPv4’ten IPv6’ya geçiş sürecinde en yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Bunun temel nedeni, günümüzde kullanılan birçok işletim sistemi, ağ cihazı, sunucu ve network ekipmanının hem IPv4 hem de IPv6 protokollerini desteklemesidir.
Örneğin Windows işletim sisteminde, ağ bağlantısının özelliklerine baktığımızda hem IPv4 hem de IPv6 protokollerinin varsayılan olarak etkin olduğunu görebiliriz. IPv4, uzun yıllardır yaygın olarak kullanılan protokol olurken IPv6 da modern Windows işletim sistemlerinde varsayılan olarak desteklenmekte ve etkin durumda gelmektedir.

Bu sayede aynı ağ arayüzü üzerinden cihaz hem IPv4 hem de IPv6 iletişimi gerçekleştirebilir. Dolayısıyla ağ yöneticileri mevcut IPv4 altyapısını tamamen kaldırmadan IPv6’yı devreye alabilir ve iki protokolü aynı anda kullanarak kademeli bir IPv6 geçişi gerçekleştirebilir.
Tunnelling
Tünelleme (Tunneling) tekniği, Dual-Stack yöntemine kıyasla daha karmaşık bir geçiş mekanizmasıdır. IPv4 ve IPv6 geçiş sürecinde kullanılabilecek birçok farklı tünelleme yöntemi bulunmaktadır. Tünelleme işlemi farklı OSI katmanlarında gerçekleştirilebilir. Örneğin Layer 2 veya Layer 3 seviyesinde tüneller oluşturulabileceği gibi, kullanılan teknolojiye bağlı olarak daha üst katmanlardaki veriler de tünel içerisinde taşınabilir.
IPv4 üzerinden IPv6 iletişimi sağlamak amacıyla kullanılan tünelleme tekniklerinde ise işlem genellikle OSI referans modelinin 3. katmanında gerçekleştirilir.
Tünelleme tekniğini kısaca, bir IPv6 paketinin IPv4 altyapısı üzerinden taşınmasını sağlayan yöntem olarak tanımlayabiliriz. Bu işlem sırasında IPv6 paketi olduğu gibi korunur ve IPv4 ağı üzerinden taşınabilmesi için paketin dışına ek bir IPv4 başlığı eklenir. Böylece IPv6 paketi, IPv4 paketi içerisinde kapsüllenmiş (encapsulation) olur.
Karşı taraftaki tünel uç noktasına ulaşan paket burada kapsülden çıkarılır (decapsulation) ve orijinal IPv6 paketi tekrar elde edilir.
Basitçe ifade etmek gerekirse işlem şu şekilde gerçekleşir:
IPv6 Paketi → IPv4 Başlığı Eklenir → IPv4 Ağı Üzerinden Taşınır → IPv4 Başlığı Çıkarılır → IPv6 Paketi
Aşağıdaki örneği inceleyerek tünelleme işleminin nasıl gerçekleştirildiğini daha iyi anlayabilirsiniz.

Örneğin servis sağlayıcımızın kendi bulutunda paketleri IPv4 ile taşıdığını, ancak kurum ağımızda IPv6’ya geçtiğimizi varsayalım. İşte tam bu noktada, IPv6 paketine ek olarak bir IPv4 başlığı eklenir ve paket ISP’nin IPv4 altyapısı üzerinden kurumun diğer şubesine IPv4 ile taşınır. Paket diğer şubeye ulaştığında, eklenen IPv4 başlığı çıkarılır ve orijinal IPv6 paketi tekrar elde edilir. Bu sayede şubeler arasında IPv6 haberleşmesi başarıyla gerçekleştirilmiş olur.
Translation (NAT64)
Son olarak Translation (Çeviri) tekniğimiz bulunmaktadır. Bu teknikte IPv4 ve IPv6 protokolleri arasında dönüşüm gerçekleştirilerek, yalnızca IPv4 veya yalnızca IPv6 destekleyen cihazların birbiriyle iletişim kurması sağlanır.
Örneğin ağımızda eski bir endüstriyel cihaz olduğunu ve bu cihazın IPv6’yı desteklemediğini varsayalım. Kurumsal ağımızda IPv6’ya geçtiğimizi ancak ilgili cihazın yalnızca IPv4 desteklediğini düşünelim. Normal şartlarda IPv6 ve IPv4 protokolleri doğrudan birbiriyle iletişim kuramaz. Bu sebeple Translation tekniğine başvurmamız gerekmektedir.
Bu noktada kullanılan yöntemlerden biri NAT64’tür. NAT64 yapısında, IPv6 kullanan ağ ile yalnızca IPv4 destekleyen cihazın arasına bir NAT64 cihazı yerleştirilir. IPv6 kullanan bir cihazdan IPv4 destekleyen endüstriyel cihaza gönderilen paket NAT64 cihazına ulaştığında, NAT64 cihazı IPv6 paketini IPv4’e dönüştürerek ilgili cihaza iletir.
Aynı şekilde IPv4 destekleyen cihazdan gelen cevap, NAT64 cihazı tarafından IPv6’ya dönüştürülerek IPv6 kullanan istemciye iletilir. Böylece IPv6 ve IPv4 protokollerini doğrudan desteklemeyen cihazlar, NAT64 aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurabilir.

Kısaca;
IPv6 Cihaz → NAT64 → IPv4 Cihaz
IPv4 Cihaz → NAT64 → IPv6 Cihaz
Bu sayede IPv6’ya geçiş sırasında IPv6 desteği bulunmayan eski cihazların tamamen değiştirilmesine gerek kalmadan mevcut IPv4 cihazlarının kullanılmaya devam edilmesi mümkün olur.
En çok tercih edilen geçiş yöntemlerinden biri hâlâ Dual-Stack tekniğidir. Bunun temel nedeni, bu yöntemde IPv4 ve IPv6’nın aynı ağ üzerinde birlikte çalışabilmesi ve mevcut altyapıda kapsamlı bir dönüşüm yapılmasına gerek duyulmamasıdır.

IPv6 başlığı, IPv4 başlığına kıyasla daha az alan içeriyor gibi görünse de IPv6’nın temel başlık boyutu 40 byte’tır. Bunun temel nedenlerinden biri, IPv6’da kullanılan kaynak ve hedef IP adreslerinin 128 bit olmasıdır.
IPv6 başlığında bulunan Kaynak IP Adresi, 128 bit yani 16 byte; Hedef IP Adresi ise yine 128 bit yani 16 byte boyutundadır. Dolayısıyla yalnızca kaynak ve hedef adresler toplam 32 byte’lık alan kaplamaktadır.
IPv6 temel başlığının geri kalan 8 byte’lık kısmında ise Version, Traffic Class, Flow Label, Payload Length, Next Header ve Hop Limit gibi alanlar bulunmaktadır.
Bununla birlikte IPv4 başlığında bulunan bazı alanlar IPv6 temel başlığından çıkarılmıştır. Örneğin Header Checksum alanı IPv6’da bulunmamaktadır. Bunun nedeni, üst katman protokollerinin ve Layer 2 teknolojilerinin hata kontrol mekanizmalarından yararlanılması ve router’ların her pakette checksum hesaplamak zorunda kalmamasıdır.
Benzer şekilde IPv4’te bulunan Fragmentation alanları da IPv6 temel başlığında bulunmaz. IPv6’da fragmentation işlemi gerektiğinde ayrı bir Fragment Extension Header kullanılarak gerçekleştirilir.
Bu yapı sayesinde IPv6 temel başlığı, IPv4’e kıyasla farklı ve daha sade bir yapıya sahip olacak şekilde tasarlanmıştır.
IPv6 Başlığı İçerikleri ve Açıklamaları
Version → Bu alanda kullanılan IP protokolünün sürümü belirtilmektedir. IPv4 paketlerinde bu alanın değeri 4, IPv6 paketlerinde ise 6 olarak belirlenir. Bu alan, paketin hangi IP protokolüne ait olduğunu belirtmek için kullanılır.
Traffic Class → IPv6 paketlerinin önceliklendirilmesi ve QoS (Quality of Service) işlemlerinde kullanılan alandır. Bu alan sayesinde ağ cihazları, farklı trafik türlerini birbirinden ayırarak paketlere farklı öncelikler uygulayabilir. Örneğin ses ve video gibi gecikmeye duyarlı trafiklere daha yüksek öncelik verilebilir.
Flow Label → IPv6 paketlerinin belirli bir akışa ait olduğunu belirtmek için kullanılan 20 bitlik alandır. Aynı iletişim akışına ait paketlere aynı Flow Label değeri atanarak, ağ cihazlarının bu paketleri birbirleriyle ilişkilendirmesi sağlanabilir.
Örneğin cihazınız ile bir Google sunucusu arasında gerçekleştirilen bir iletişimin belirli bir akış olduğunu varsayalım. Bu akışa 4500 gibi bir Flow Label değeri atanabilir. Akışa ait sonraki IPv6 paketlerinde de aynı değer kullanılarak, ara yönlendiricilerin bu paketlerin aynı akışa ait olduğunu anlaması sağlanabilir.
Bu mekanizma, özellikle QoS ve özel trafik işleme gibi durumlarda ağ cihazlarının paketleri daha hızlı ve verimli şekilde işlemesine yardımcı olabilir. Ancak Flow Label’ın tek başına yönlendirmeyi hızlandırdığı veya paketin Google sunucusuna gideceğini belirlediği düşünülmemelidir. Flow Label’ın nasıl kullanılacağı ağ cihazlarının ve ağ altyapısının yapılandırmasına bağlıdır.
Payload Length → IPv6 paketinde, temel IPv6 başlığından sonra gelen verinin toplam boyutunu belirten alandır. Bu alan 16 bit uzunluğundadır ve temel IPv6 başlığının 40 byte’lık boyutunu içermez.
IPv4’teki Total Length alanının karşılığı olarak düşünülebilir ancak ikisi tam olarak aynı değildir. IPv4’te Total Length alanı, IPv4 başlığı + payload olmak üzere paketin tamamının boyutunu belirtir. Örneğin standart bir IPv4 başlığı 20 byte ise, 100 byte’lık veri için Total Length değeri 120 byte olur.
IPv6’da ise Payload Length yalnızca 40 byte’lık temel IPv6 başlığından sonra gelen kısmın boyutunu belirtir. Bu kısma üst katman verisinin yanı sıra, kullanılıyorsa IPv6 Extension Header’ları da dahildir.
Örneğin 100 byte’lık veri taşıyan ve herhangi bir Extension Header içermeyen bir IPv6 paketinde:
IPv6 Temel Başlığı: 40 byte
Payload Length: 100 byte
Toplam Paket Boyutu: 140 byte
Dolayısıyla Payload Length alanı, IPv6 temel başlığının boyutunu içermez.
Next Header → IPv6 paketinin ardından hangi protokolün veya IPv6 Extension Header’ın geldiğini belirten alandır. Bu alan, IPv4’teki Protocol alanına benzer şekilde çalışır.
Örneğin TCP için 6, UDP için 17 ve IPv6’da kullanılan ICMPv6 için 58 değeri kullanılır. Bu değerler IANA tarafından tanımlanan protokol numaralarıdır.
Next Header alanının önemli özelliklerinden biri de yalnızca üst katman protokollerini belirtmekle sınırlı olmamasıdır. IPv6’da bu alan, Extension Header olarak adlandırılan ek başlıkların da zincirlenmesine olanak sağlar. Örneğin Fragmentation, Routing, Destination Options ve IPsec gibi çeşitli özellikler için Extension Header’lar kullanılabilir.
Bu nedenle Next Header alanı, IPv6 paketinde sıradaki başlığın ne olduğunu belirleyen bir işaretçi gibi düşünülebilir. Eğer bir Extension Header bulunuyorsa, Next Header alanı bir sonraki Extension Header’ı gösterir; son Extension Header’ın Next Header alanı ise TCP, UDP veya ICMPv6 gibi üst katman protokolünü gösterir.
Hop Limit → IPv6 paketinin ağ üzerinde geçebileceği maksimum yönlendirici (router) sayısını belirten alandır. IPv4’teki Time To Live (TTL) alanı ile aynı mantıkta çalışır.
Hop Limit alanı 8 bit uzunluğundadır ve 0-255 arasında değer alabilir. Paket her bir router üzerinden geçtiğinde Hop Limit değeri 1 azaltılır. Değer 0’a ulaştığında paket artık yönlendirilmez ve router tarafından atılır.
Bu mekanizma sayesinde Layer 3 seviyesinde oluşabilecek yönlendirme döngülerinin (routing loop) paketleri ağ üzerinde sonsuza kadar dolaştırması engellenmiş olur.
Source Address → IPv6 paketini gönderen cihazın kaynak IPv6 adresidir. 128 bit (16 byte) uzunluğundadır ve paketin hangi IPv6 adresinden gönderildiğini belirtir.
Destination Address → IPv6 paketinin gönderileceği hedef cihazın IPv6 adresidir. 128 bit (16 byte) uzunluğundadır ve paketin hangi IPv6 adresine gönderileceğini belirtir.
IPv6 adresleri 128 bit uzunluğundadır. Bir IPv6 adresi 8 adet hextet bölümünden oluşur ve her hextet 16 bit uzunluğundadır. Her hextet, 4 hexadecimal karakter ile gösterildiği için IPv6 adresleri toplamda 32 hexadecimal karakterden oluşur.
Örneğin, aşağıdaki adres bir IPv6 adresidir:
2001:0db8:0000:1234:0000:0000:abcd:0001Bu adres, görüldüğü üzere oldukça uzun bir yapıya sahiptir. Bu nedenle okunması ve yazılması oldukça zordur. Bu zorluğu ortadan kaldırmak amacıyla IPv6 adresleri için çeşitli kısaltma yöntemleri geliştirilmiştir.
İlk kısaltma yöntemimiz, hextetlerin başında bulunan sıfırların atılmasıdır. Örneğin aşağıdaki adresi bu teknikle kısaltabiliriz.
2001:0db8:0000:1234:0000:0000:abcd:0001
KISALTMA SONRASI
2001:db8:0:1234:0:0:abcd:1Sondaki sıfırlar atılamaz. Ayrıca bir hextet yalnızca sıfırlardan oluşuyorsa, en az bir sıfırın bırakılması gerekir.
Bir diğer kısaltma yöntemimiz ise ardışık olarak bulunan ve yalnızca sıfırlardan oluşan hextetlerin yerine çift iki nokta (::) kullanılmasıdır. Ancak :: gösterimi bir IPv6 adresinde yalnızca bir kez kullanılabilir.
2001:0db8:0000:1234:0000:0000:abcd:0001
KISALTMA SONRASI
2001:db8:0:1234::abcd:1
Burada 6 adet hextet olduğunu görüyoruz. IPv6 adreslerinin toplam 8 hextetten oluştuğunu biliyoruz. Bu nedenle burada 2 hextet eksiktir. Eksik olan bu hextetlerin, sıfırlardan oluşan hextetler olduğunu söyleyebiliriz.
Eğer :: gösterimini iki kez kullanırsak, IPv6 adresinde hata yapmış oluruz. Örneğin:
2001:0000:0000:1234:0000:0000:abcd:0001
2001::1234::abcd:1 (HATALI KISALTMA)
Bu adrese baktığımızda 4 adet hextet olduğunu görüyoruz. Ayrıca :: gösteriminin iki kez kullanıldığını görüyoruz. Buradaki temel sorun, eksik olan 4 hextetin hangi :: bölümüne ait olduğunun belirlenememesidir.
Yani ağ cihazı, eksik hextetlerin sol taraftaki :: bölümünde mi yoksa sağ taraftaki :: bölümünde mi bulunduğunu anlayamaz. Bu nedenle bir IPv6 adresinde :: gösteriminin iki kez kullanılması geçersiz bir kısaltma işlemidir.
Her iki kısaltma tekniğini aynı anda kullanabiliriz. İstersek IPv6 adreslerini herhangi bir kısaltma yapmadan, tam uzunluklarıyla da yazabiliriz. Ancak okunabilirlik, yazım ve konfigürasyon kolaylığı gibi nedenlerden dolayı IPv6 adreslerinde kullanılan kısaltma tekniklerine aşina olmak önemlidir.
IPv6’da farklı adres türleri bulunmaktadır. Bu adres türleri temel olarak IPv4’teki adres türlerine benzerlik gösterse de aralarında önemli bir fark vardır. IPv6’da Broadcast (Yayın) adresleri bulunmamaktadır. Bunun yerine, birden fazla cihaza aynı anda iletişim sağlamak için Multicast adresleri kullanılmaktadır.
Unicast: IPv4’te olduğu gibi, bir kaynaktan tek bir hedefe gerçekleştirilen iletişimi ifade eder. Unicast iletişimde gönderilen paket, yalnızca tek bir hedef cihaza ulaştırılır.
IPv6’da farklı Unicast adres türleri tanımlanmıştır. Bu adres türleri, farklı iletişim ihtiyaçlarına göre kullanılmaktadır. Aşağıda IPv6 Unicast adres türlerini inceleyebilirsiniz.
- Global Unicast: IPv6 ile haberleşen cihazlarda, Internet üzerinden iletişim kurabilmek için Global Unicast Address (GUA) kullanılabilir. GUA, IPv6 Internet üzerinde yönlendirilebilen ve cihazın farklı ağlarla, dolayısıyla Internet üzerindeki diğer cihazlarla iletişim kurmasını sağlayan genel erişilebilir Unicast adresidir.
- GUA adresleri 2000::/3 aralığında bulunur.
- Yani 2000::/3 prefix’i içerisinde bulunan IPv6 adresleri Global Unicast Address (GUA) olarak kullanılmaktadır. Bu adres aralığı 2000:: ile başlayıp 3FFF:FFFF:FFFF:FFFF:FFFF:FFFF:FFFF adresine kadar devam etmektedir.
- Link-Local Address (LLA): IPv6 ile haberleşen cihazlarda, Global Unicast Address (GUA) adreslerinin yanında Link-Local Address (LLA) adresleri de bulunur. LLA adresleri, cihazların aynı yerel ağ (link) içerisindeki iletişimi için kullanılır. Bu adresler yönlendiriciler tarafından başka ağlara yönlendirilmez.
- Link-Local adresler FE80::/10 prefix’i içerisinde yer alır. Bu aralık FE80:: ile başlayıp FEBF:FFFF:FFFF:FFFF:FFFF:FFFF:FFFF adresine kadar devam eder.
- IPv6 etkinleştirildiğinde, cihazlar Link-Local adreslerini otomatik olarak oluşturur ve atar. Bu nedenle Link-Local adreslerin kullanılması için manuel bir adres yapılandırması yapılması gerekmez.
- Yazımızın ilerleyen bölümlerinde, cihazların Link-Local adreslerini nasıl oluşturduğunu ve bu adreslerin hangi yöntemlerle belirlendiğini detaylı olarak inceleyeceğiz.
- Loopback Address: IPv4’te 127.0.0.0/8 adres bloğunda olduğu gibi, IPv6’da da cihazın kendi üzerinde iletişim kurmasını sağlayan Loopback Address bulunmaktadır.
- IPv4’ten farklı olarak IPv6’da Loopback için bir adres bloğu yerine yalnızca tek bir adres kullanılmaktadır. Bu adres ::1/128 adresidir.
- Loopback adresi, cihazın kendi ağ protokollerini ve ağ yapılandırmasını test etmek amacıyla kullanılabilir. Bu adres üzerinden gönderilen paketler cihazın dışındaki herhangi bir ağa gönderilmez.
- Unique Local Address (ULA): IPv4’te olduğu gibi IPv6’da da özel (Private) adresler bulunmaktadır. IPv6’da bu adreslere Unique Local Address (ULA) adı verilir.
- ULA adresleri, yerel ve özel ağlar içerisinde iletişim kurmak amacıyla kullanılır. Global Internet üzerinde yönlendirilmezler ve doğrudan Internet üzerinden erişilebilir değildirler. Bu nedenle kurumların kendi iç ağlarında, Internet’e kapalı veya yalnızca kurum içerisinde iletişim kurulması gereken sistemlerde kullanılabilirler.
- Örneğin, bir kurumun kapalı ve izole bir ağında bulunan sunucular ve istemciler ULA adresleri kullanarak birbirleriyle haberleşebilir.
- IPv6 Unique Local Address aralığı FC00:: olarak tanımlanmıştır. Günümüzde yerel olarak atanabilen ULA adresleri pratikte fdff:ffff:ffff:ffff:ffff:ffff:ffff:ffff aralığında kullanılmaktadır.
- Unspecified Address: IPv4’te kullanılan 0.0.0.0 adresinin IPv6’daki karşılığıdır. Bir cihazın henüz herhangi bir IPv6 adresine sahip olmadığını veya belirli bir IPv6 adresinin belirtilmediğini ifade etmek için kullanılır.
- IPv6’da Unspecified Address, kısaltılmış olarak ::/128 şeklinde gösterilir. Adresin tam gösterimi ise 0000:0000:0000:0000:0000:0000:0000:0000 şeklindedir.
- Embedded IPv4: IPv4 ile IPv6 arasındaki geçiş mekanizmalarında, IPv4 adres bilgisinin IPv6 adresinin içerisine gömülmesini sağlayan adresleme yöntemidir.
- Bu yapıda IPv6 adresinin belirli bölümleri sabit kalırken, IPv4 adresini oluşturan son 32 bit IPv6 adresinin içerisine yerleştirilir. Böylece IPv4 adres bilgisi, IPv6 adresi içerisinde taşınabilir ve IPv4 ile IPv6 ağları arasındaki geçiş süreçlerinde kullanılabilir.
Multicast: Multicast adresler, IPv6 iletişiminin temel yapı taşlarından biridir. IPv6’da birçok haberleşme işlemi Multicast kullanılarak gerçekleştirilir. Hatta IPv4’teki Broadcast iletişimine benzer şekilde, bir paketin ağdaki birden fazla cihaza gönderilmesi gerektiğinde IPv6’da Multicast adreslerinden faydalanılır.
Multicast, kısaca bir kaynaktan belirli bir kullanıcı veya cihaz grubuna gerçekleştirilen iletişimdir. Yani gönderilen paket, Multicast grubuna dahil olan tüm cihazlara ulaştırılır.
Aşağıda bazı IPv6 Multicast adreslerini ve kullanım amaçlarını inceleyebilirsiniz.
FF02::1 –> TÜM CİHAZLAR ( BROADCAST GIBI KULLANILAN ADRESTİR )
FF02::2 –> TÜM ROUTERLAR
FF02::5 –> TÜM OSPFV3 ROUTERLARI
FF02::6 –> OSPFV3 DR VE BDR
FF02::9 –> Routing Information Protocol (RIP) MESAJLARI
FF02::A –> EIGRP MESAJLARI
Anycast: Anycast, aynı IPv6 adresinin birden fazla cihaz veya arayüz üzerinde kullanılmasına olanak sağlayan bir adresleme yöntemidir. Anycast adresine gönderilen paket, yönlendirme protokollerinin belirlediği en uygun veya topolojik olarak en yakın hedefe ulaştırılır.
Kısaca Anycast iletişim, bir kaynaktan birden fazla olası hedef arasından en uygun olan tek bir hedefe gerçekleştirilen iletişimdir. IPv6 protokolüne özel bir adresleme değildir aynı şekilde IPv4 adreslemede de kullanılabilir.
IPv6 adresleri iki temel bölüme ayrılmaktadır. Bunlar, cihazın hangi ağda bulunduğunu belirten Prefix kısmı ve ilgili ağ içerisindeki cihazın adresini belirten Interface ID kısmıdır.

IPv6 adreslerinde IPv4’te kullanılan Subnet Mask yerine Prefix Length (Prefix Uzunluğu) gösterimi kullanılmaktadır. Bunun temel nedeni, IPv6 adreslerinin 128 bit uzunluğunda olmasıdır.
Prefix Length, IPv6 adresinin ağ (Network) kısmını oluşturan bitlerin sayısını ifade eder. Örneğin, 2001:db8:a::/64 adresinde /64, adresin ilk 64 bitinin Network kısmını temsil ettiğini gösterir.
Geriye kalan 64 bitlik kısım ise Interface ID olarak adlandırılır ve ilgili ağ üzerindeki cihazların adreslenmesinde kullanılır.
IPv6 adresleri son kullanıcılara genellikle /64 Prefix Length ile dağıtılmaktadır. Bunun sonucunda /64 IPv6 adres bloğunda 2⁶⁴, yani 18.446.744.073.709.551.616 farklı Interface ID oluşturulabilir.
Kurumlar ise genellikle /48 gibi daha büyük IPv6 adres blokları talep edebilir. /48 Prefix kullanıldığında, ilk 48 bit kurumun Network Prefix’ini temsil eder. Geriye kalan 16 bitlik alan, yani 4. hextet, subnetting işlemleri için kullanılabilir. Böylece kurumlar kendi ağları içerisinde çok sayıda subnet oluşturabilir.
Not: IPv6 ağlarında router’ların Global Unicast Address (GUA) veya Link-Local Address (LLA) adresleri, istemciler tarafından Default Gateway olarak kullanılabilir. Özellikle IPv6’da router’ın Link-Local adresinin Default Gateway olarak kullanılması oldukça yaygın bir uygulamadır.
Cisco ağ cihazlarında IPv6 adreslerini arayüzlere atamak için interface configuration mode üzerinden aşağıdaki komutları kullanabiliriz.
Router#configure terminal
Router(config)#interface gigabitethernet0/0/0
Router(config-if)#ipv6 address 2001:baba:baba:baba::10/64
Router(config-if)#no shutdown
Router(config-if)#end
Router#write memoryIPv6 yönlendirmesi yapacak ağ cihazlarında IPv6 routing özelliğinin etkinleştirilmesi gerekir. Cisco cihazlarda IPv6 yönlendirmesini etkinleştirmek için global configuration mode içerisinde aşağıdaki komutu kullanabiliriz:
Router(config)#ipv6 unicast-routingBu komut etkinleştirildiğinde cihaz, IPv6 paketlerini farklı ağlar arasında yönlendirebilen bir router olarak çalışmaya başlar.
Cihazda IPv6 adreslemesi etkinleştirildiğinde, Link-Local Address (LLA) otomatik olarak oluşturulur ve arayüze atanır. Oluşturulan IPv6 adreslerini ve arayüzlerin durumunu kontrol etmek için aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz.
Router#show ipv6 interface briefBilgisayarlar, IPv4 ağlarında IP adreslerini otomatik olarak almak için DORA (Discover, Offer, Request, Acknowledgment) sürecini gerçekleştirir. Bu süreçte istemci, ağdaki DHCP sunucusuyla iletişim kurarak bir IP adresi talep eder. DHCP sunucusu ise istemcinin talebine yanıt vererek gerekli ağ yapılandırmalarını sağlar ve bilgisayarın otomatik olarak IP adresi almasına olanak tanır. Daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
https://huseyinpala.com/?s=DHCP
IPv6’da ise adresleme süreci IPv4’e kıyasla farklı şekilde işler. Bir cihaz, IPv6 adresini yapılandırmak için öncelikle ağdaki yönlendiriciyle (Router) iletişim kurar. Yönlendirici, cihazın IPv6 adresini nasıl yapılandıracağı konusunda gerekli bilgileri sağlar ve cihaz bu bilgilere göre IPv6 adresleme işlemini gerçekleştirir.
Bu süreç, temel olarak 3 farklı şekilde gerçekleştirilebilir. Cihaz, IPv6 adresleme bilgilerini öğrenmek için öncelikle yönlendiriciye ICMPv6 Router Solicitation (RS) mesajı gönderir.
Bu mesajla cihaz, ağ ortamında kendisine IPv6 adresleme bilgilerini sağlayabilecek bir yönlendiricinin olup olmadığını sorgular. Router Solicitation mesajları, ICMPv6 protokolü kullanılarak iletilir.
Cihaz henüz bir IPv6 adresine sahip olmadığı için mesajın kaynak IP adresi olarak :: kullanılır. Bu adres, IPv4’teki 0.0.0.0 adresine karşılık gelir.
Mesajın hedef IP adresi olarak ise FF02::2 kullanılır. FF02::2, ağdaki tüm IPv6 yönlendiricileri için ayrılmış multicast adresidir. Bu sayede Router Solicitation mesajı, yerel ağdaki tüm IPv6 yönlendiricilerine iletilir.
Ortamda bulunan IPv6 yönlendiricisi, Router Solicitation mesajını aldıktan sonra kendisi için tanımlanan yapılandırmaya göre cihaza IPv6 adresini nasıl alacağını bildirir. Bu yapılandırmaların ilerleyen bölümlerde nasıl gerçekleştirildiğine değineceğiz.
IPv6 adresleme sürecinde temel olarak 3 farklı yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerin ikisi Stateless (takip edilemez), biri ise Stateful (takip edilebİLİR) olarak çalışır.
Stateless yöntemlerde yönlendirici veya DHCP sunucusu, istemcilere atanan IPv6 adreslerini tek tek takip etmez. Stateful yöntemde ise istemcilere dağıtılan IP adresleri merkezi olarak takip edilebilir. Bu yöntem, özellikle kurumsal ağlarda daha fazla kontrol ve yönetim imkânı sunar.
Şimdi sırasıyla bu IPv6 adresleme yöntemlerini inceleyelim.
SLAAC (Stateless Address Autoconfiguration) –> Bu yöntemde, ağ ortamında bulunan yönlendirici cihaz, istemciden gelen Router Solicitation (RS) mesajına Router Advertisement (RA) mesajı ile yanıt verir.
Yönlendirici, gönderdiği Router Advertisement mesajı içerisinde kendi LLA (Link-Local Address) adresini, yani istemcinin kullanacağı Default Gateway bilgisini, GUA (Global Unicast Address) adres bloğunu ve Prefix değerini paylaşır.
İstemci cihaza, bu bilgileri kullanarak kendi IPv6 adresini oluşturabileceğini bildirir. Router Advertisement mesajını alan istemci ise kendisine iletilen Prefix bilgilerini kullanarak IPv6 adresini kendi başına oluşturur.
Bu yöntemde, internet haberleşmesi için oldukça önemli olan DNS bilgisi Router tarafından istemci cihaza iletilmez. Bu nedenle istemci cihazın kullanacağı DNS sunucusunun adresinin manuel olarak yapılandırılması gerekir.
Örneğin, aşağıdaki adres Google’a ait bir IPv6 DNS sunucusunun adresidir:
2001:4860:4860::8888
2001:4860:4860::8844IPv6 adresinin nasıl oluşturulduğu konusuna ilerleyen bölümlerde detaylı olarak değineceğiz.
SLAAC + DHCP –> Bu yöntemde, ağ ortamında bulunan yönlendirici cihaz, istemciden gelen Router Solicitation (RS) mesajına Router Advertisement (RA) mesajı ile yanıt verir.
Yönlendirici, gönderdiği Router Advertisement mesajı içerisinde kendi LLA (Link-Local Address) adresini, yani istemcinin kullanacağı Default Gateway bilgisini, GUA (Global Unicast Address) adres bloğunu ve Prefix değerini paylaşır.
İstemci cihaza, bu bilgileri kullanarak kendi IPv6 adresini oluşturabileceğini bildirir. Router Advertisement mesajını alan istemci ise kendisine iletilen Prefix bilgilerini kullanarak IPv6 adresini kendi başına oluşturur.
Buraya kadar olan süreç SLAAC tekniği ile aynıdır. Ancak bu yöntemde yönlendirici, istemciye IPv6 adresi oluşturmanın yanı sıra diğer ağ yapılandırma bilgilerini DHCPv6 sunucusundan alabileceğini de bildirir.
Örneğin DNS sunucusu bilgisi gibi ek yapılandırma bilgilerine ihtiyaç duyan istemci, öncelikle kendisi için IPv6 adresini oluşturur. Daha sonra ağ ortamındaki DHCPv6 sunucusuyla iletişim kurarak gerekli bilgileri DHCPv6 sunucusundan alır.
Bu sayede IPv6 adresi istemci tarafından otomatik olarak oluşturulurken, DNS gibi ek ağ yapılandırma bilgileri DHCPv6 üzerinden sağlanmış olur.
DHCP –> Bu yöntemde, ağ ortamında bulunan yönlendirici cihaz, istemciden gelen Router Solicitation(RS) mesajına Router Advertisement (RA) mesajı ile yanıt verir.
Yönlendirici, gönderdiği Router Advertisement mesajı içerisinde istemciye gerekli tüm IPv6 yapılandırma bilgilerini DHCPv6 sunucusundan alması gerektiğini bildirir. İstemci de bu mesajı aldıktan sonra DHCPv6 sunucusuyla iletişime geçerek gerekli bilgileri DHCPv6 sunucusundan alır ve ağ yapılandırmasını tamamlayarak ağa dahil olur.
Cihazların IPv6 adreslerini SLAAC ve SLAAC + DHCP tekniklerinde kendilerinin oluşturduğunu söylemiştik. Cihazlar IPv6 adreslerini oluşturabilmek için öncelikle yönlendirici cihaz tarafından gönderilen IPv6 GUA network bloğunu ve Prefix değerini alırlar.
Örneğin, yönlendirici cihaz istemciye aşağıdaki gibi bir GUA network bloğu ve Prefix bilgisi sağlayabilir:
2001:baba:fbfb:4406::/64Bu adresi alan cihaz, kalan 64 bitlik kısmı tamamlamak için iki farklı teknik kullanabilir. Bu tekniklerden ilki ve günümüzde yaygın olarak kullanılan yöntem, 64 bitlik Interface ID bölümünün rastgele oluşturulmasıdır.
Cihaz, kendisine verilen Prefix bilgisinin ardından kalan 64 bitlik alanı rastgele oluşturur ve bu bilgileri birleştirerek kendi IPv6 adresini oluşturur.
Bu noktada akıllara, adresin rastgele oluşturulması nedeniyle IPv6 adreslerinin çakışma ihtimali gelebilir. Her ne kadar teorik olarak böyle bir ihtimal bulunsa da 64 bitlik alan oldukça büyük bir adres uzayı oluşturduğu için bu ihtimal son derece düşüktür. 64 bitlik bir alan ile toplam 2^64, yani 18.446.744.073.709.551.616 farklı Interface ID oluşturulabilir.
Ancak IPv6’da yine de olası adres çakışmalarını tespit etmek amacıyla Duplicate Address Detection (DAD) adı verilen bir mekanizma kullanılmaktadır.
DAD, çalışma mantığı açısından IPv4’te kullanılan Gratuitous ARP ile bazı benzerliklere sahip olsa da aynı mekanizma değildir. Cihaz, IPv6 adresini kullanmaya başlamadan önce bu adresin ağ üzerinde başka bir cihaz tarafından kullanılıp kullanılmadığını kontrol eder.
Eğer cihaz, oluşturduğu IPv6 adresinin zaten başka bir cihaz tarafından kullanıldığını tespit ederse bu adresi kullanmaz ve kendisi için yeni bir IPv6 adresi oluşturur. Ardından DAD işlemini tekrar gerçekleştirir.
Herhangi bir çakışma tespit edilmezse cihaz, oluşturduğu IPv6 adresinin ağ üzerinde kullanılmadığını kabul eder ve bu adresi kullanmaya başlar.
İkinci tekniğimizin adı EUI-64 tekniğidir. Günümüzde, ilk yönteme kıyasla oldukça az kullanılmaktadır. Bunun temel nedeni ise gizlilik ve mahremiyet açısından oluşturduğu zafiyettir.
EUI-64 tekniğinde, cihazın fiziksel ve benzersiz adresi olan MAC adresi kullanılarak IPv6 adresinin Interface ID bölümü oluşturulur. Yani cihazın MAC adresinden türetilen bilgiler, IPv6 adresinin son 64 bitlik kısmına dönüştürülerek kullanılır.
Örneğin yönlendiricinin istemciye aşağıdaki GUA Prefix bilgisini verdiğini ve istemcinin MAC adresinin 00:11:22:33:44:55 olduğunu düşünelim:
2001:baba:fbfb:4406::/64 → Yönlendiricinin sağladığı GUA Prefix
00:11:22:33:44:55 → Cihazın MAC adresi
IPv6 adresleri 128 bit uzunluğundadır. Bunun ilk 64 biti yönlendirici tarafından sağlanan Prefix, son 64 biti ise cihazın Interface ID bölümüdür. Ancak MAC adresleri yalnızca 48 bit uzunluğundadır. Bu nedenle MAC adresinin doğrudan IPv6 adresinin son 64 bitine yerleştirilmesi mümkün değildir.
Bu eksikliği gidermek için EUI-64 tekniğinde MAC adresinin ortasına FF:FE hexadecimal değerleri eklenir. Böylece 48 bitlik MAC adresi 64 bitlik bir Interface ID'ye dönüştürülür.
Bunun yanında MAC adresinin 7. biti, yani Universal/Local (U/L) biti tersine çevrilir. Bu işlem sonucunda elde edilen 64 bitlik değer, IPv6 adresinin Interface ID bölümünde kullanılır.
Örneğin:
00:11:22:33:44:55
Öncelikle MAC adresi ikiye ayrılır:
00:11:22 + 33:44:55
Araya FF:FE eklenir:
00:11:22:FF:FE:33:44:55
Daha sonra ilk oktetin 7. biti tersine çevrilir. Bu işlem sonucunda elde edilen değer, IPv6 adresinin 64 bitlik Interface ID bölümünü oluşturur.
Örneğimizde ilk oktet olan 00 değerinin 7. biti tersine çevrildiğinde 02 olur. Böylece Interface ID aşağıdaki hale gelir:
02:11:22:FF:FE:33:44:55
Son olarak elde edilen 64 bitlik Interface ID, yönlendiricinin sağladığı /64 Prefix ile birleştirilir. Böylece cihazın 128 bitlik IPv6 adresi EUI-64 tekniği kullanılarak oluşturulmuş olur.
Örneğimizde:
2001:baba:fbfb:4406::/64 + 02:11:22:FF:FE:33:44:55
Sonuç olarak cihazın IPv6 adresi:
2001:baba:fbfb:4406:0211:22ff:fe33:4455
şeklinde oluşturulur.Ancak EUI-64 tekniğinin önemli bir dezavantajı bulunmaktadır. Cihazımızla okula, kafeye, havalimanına veya başka bir yere gittiğimizi düşünelim. Cihazımız farklı ağlara bağlandığında, yönlendiricinin sağladığı ilk 64 bitlik Prefix değişecektir. Ancak EUI-64 ile oluşturulan son 64 bitlik Interface ID, cihazın MAC adresinden türetildiği için aynı kalacaktır.
Bu durum, cihazın farklı ağlardaki IPv6 adresleri üzerinden takip edilebilmesine neden olabilir. Çünkü IPv6 adresinin Interface ID bölümü değişmediği için cihazın farklı ağlardaki bağlantılarının ilişkilendirilmesi mümkün hale gelir.
Dolayısıyla EUI-64 tekniği, kullanıcı ve cihaz gizliliği açısından önemli bir dezavantaja sahiptir. Bu nedenle günümüzde gizlilik gerektiren ortamlarda tercih edilen bir yöntem değildir.
IPv4’te bir cihazın IP adresinden MAC adresini öğrenmek için kullanılan protokol Address Resolution Protocol (ARP)’dir. ARP’nin nasıl çalıştığını ve IP adresi ile MAC adresi arasındaki eşleştirmenin nasıl gerçekleştirildiğini daha detaylı öğrenmek için aşağıdaki yazıma göz atabilirsiniz.
IPv6’da cihazlar, aynı ağ üzerindeki başka bir cihaza paket göndermek istediklerinde hedef cihazın MAC adresini öğrenmek için Neighbor Discovery (ND) mekanizmasını kullanırlar. Bu işlem sırasında kaynak cihaz Neighbor Solicitation (NS) mesajı gönderir. Hedef cihaz ise MAC adresini içeren bir Neighbor Advertisement (NA) mesajıyla cevap verir. Böylece kaynak cihaz, hedef IPv6 adresi ile MAC adresi arasındaki eşleşmeyi öğrenir.
IPv6’da Neighbor Discovery mesajları broadcast olarak gönderilmez. Bunun yerine multicast kullanılır. Neighbor Discovery’de belirli bir IPv6 adresine ulaşmak için kullanılan bu özel multicast adreslere Solicited-Node Multicast Address adı verilir.
Bir cihazın Solicited-Node Multicast adresi, aşağıdaki yapı kullanılarak oluşturulur:
ff02::1:ffXX
Burada XX, ulaşmak istediğimiz cihazın IPv6 adresinin son 24 bitini temsil eder.
Örneğin hedef cihazın IPv6 adresi:
2001:db8:abcd:1::1234:5678
olsun.
Bu IPv6 adresinin son 24 biti:
34:5678
olduğu için hedef cihazın Solicited-Node Multicast adresi:
ff02::1:ff34:5678
olacaktır.
Kaynak cihaz Neighbor Solicitation mesajını bu multicast adrese gönderir. Böylece ağdaki yalnızca ilgili Solicited-Node Multicast grubunu dinleyen cihazlar mesajı işler. Hedef cihaz kendisine ait IPv6 adresini gördüğünde Neighbor Advertisement mesajıyla kendi MAC adresini bildirir.
Cihaz, Neighbor Solicitation mesajını ikinci katmanda da broadcast olarak göndermek yerine multicast olarak göndermelidir. Bunun için IPv6 multicast adreslerinin Ethernet tarafındaki karşılığı olan 33:33:FF multicast MAC adres öneki kullanılır.
Bu önekin sonuna, hedef cihazın IPv6 adresinin son 24 biti eklenir. Böylece hedef IPv6 adresine karşılık gelen multicast MAC adresi oluşturulur.
Yukarıdaki örnekte hedef IPv6 adresinin son 24 biti 34:56:78 olduğundan, hedef MAC adresi:
33:33:FF:34:56:78
olacaktır.
Dolayısıyla Neighbor Solicitation mesajı üçüncü katmanda Solicited-Node Multicast IPv6 adresine, ikinci katmanda ise bu IPv6 multicast adresine karşılık gelen 33:33:FF:34:56:78 multicast MAC adresine gönderilir.
Bu mekanizma sayesinde IPv6, IPv4’teki ARP broadcast yaklaşımı yerine multicast tabanlı Neighbor Discovery mekanizmasını kullanır.
Hedeften dönen Neighbor Advertisement (NA) mesajı, çalışma mantığı açısından IPv4’teki ARP Reply mesajına benzer. Hedef cihaz, kendi MAC adresini ve IPv6 adresini içeren bir Neighbor Advertisement mesajını isteği gönderen cihaza Unicast olarak gönderir.
Bu mesaj içerisinde hedef cihazın MAC adresi ve IPv6 adresi bildirilir. İsteği gönderen cihaz ise aldığı bilgileri Neighbor Cache tablosuna kaydeder. Böylece aynı cihaza tekrar paket göndermek istediğinde MAC adresini yeniden öğrenmek zorunda kalmaz.
Windows cihazlarda IPv6 Neighbor Cache tablosunu görüntülemek için aşağıdaki komut kullanılabilir:
netsh interface ipv6 show neighborsIPv4’te Subnetting, özellikle konuya yeni başlayan kişiler için her zaman zorlayıcı olmuştur. Özellikle matematiksel işlemlerden hoşlanmayan kişiler için Subnetting konusu başlangıçta biraz sıkıcı ve karmaşık gelebilir.
IPv4 Subnetting konusunu daha kolay ve anlaşılır bir şekilde öğrenebilmeniz için hazırlamış olduğum video serisine aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
IPv6’da Subnetting işlemi, IPv4’e kıyasla oldukça kolaydır. Bunun temel nedeni, IPv6 adres uzayının son derece geniş olması ve IP adresi yetersizliği probleminin pratikte söz konusu olmamasıdır.
Bu nedenle IPv6’da Subnetting yaparken IP adreslerini mümkün olduğunca verimli kullanma zorunluluğumuz yoktur. ISP’ler son kullanıcılara genellikle /64 IPv6 prefix’i, kurumlara ise yaygın olarak /48 IPv6 prefix’i tahsis eder.
Bu nedenle IPv6’da Subnetting işlemi, IPv4’te olduğu gibi IP adreslerini tasarruflu kullanmaya odaklanmak yerine, ağları ihtiyaçlara göre mantıksal olarak bölmeye ve adresleme yapısını düzenlemeye odaklanır.
Örneğin, aşağıdaki IPv6 bloğunu tahsis eden bir kurum, bu adres bloğu üzerinde kendi ihtiyaçlarına göre Subnetting işlemi gerçekleştirebilir.
2001:febe:baba::/48 ---> Servis sağlayıcının verdiği IPv6 adresi
2001:febe:baba:0001::/64 ---> Sunucu IPv6 bloğu
2001:febe:baba:0002::/64 ---> Bilgi İşlem IPv6 bloğu
2001:febe:baba:0003::/64 ---> Insan-Kaynakları IPv6 bloğu
2001:febe:baba:0004::/64 ---> Yonetim IPv6 bloğu
.
.
.Bu şekilde, IPv6 adres bloğu Subnetting işlemi ile daha küçük alt ağlara bölünerek ihtiyaçlar doğrultusunda dağıtılabilir.
Daha fazla bilgisayar-ağları içeriği için takipte kalın…

Leave a Reply